Hoşgeldiniz  
Aliağa escort

Aydınlık yazarı Perinçek’in AKP yandaşlığını eleştirdi

admin | 18 Eylül 2017 | Dünya, Genel, Gündem, Siyaset

Aydınlık yazarı Yavuz Alogan’ın, tarihten örneklerle, bir süredir köşesinde isim vermeden Doğu Perinçek’i eleştirmesi dikkat çekti

Tarihten örneklerle savaş ve strateji konularına değinen ve sivil siyasete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alogan, Perinçek’in Erdoğan’a verdiği “desteği” tarihten örneklerle eleştirdi.

Alogan, “Halkın karşısına çıkıp siyasi iktidarın inisiyatif alanı içinde olan bir şeyin değişeceğini ve bu değişiklikle birlikte her şeyin değişeceğini; gelir seviyesinin artacağını, insanların daha mutlu ve güvende olacağını söyleyebilir, o şeyin değişmesi için siyasi iktidara herkesin yardımcı olmasını isteyebilirsiniz. Bunu bir esas/temel talep ve niyet (belirleyen) haline getirir ve diğer her şeyi ikinci planda ya da bu talebe bağlı görürseniz varlık sebebinizi halka izah etmekte zorluk çekebilirsiniz. Hatta kendi varlığınızı siyasi iktidarın bir şeyi, dolayısıyla her şeyi değiştirme girişimine feda etmiş gibi olursunuz. Siyasi iktidar bir şeyi sizin istediğiniz şekilde ama diğer her şeyi kendi istediği şekilde değiştirirse ne yapacaksınız?” diye sordu.

Alogan, “Savaş ve Siyaset” ve “Devrimci mücadelenin iki düzlemi” başlıklı yazılarında, Doğu Perinçek’in bir süredir dile getirdiği “Erdoğanların bizim mevzimize gelmesinden sevinç duyuyoruz”, “Erdoğan Atatürk devrimine teslim oldu”, “Erdoğan Türkiye’yi değil, Türkiye Erdoğan’ı yönetiyor” gibi söylemlerini ve yürüttüğü politikayı eleştirdi.

“KENDİ VARLIĞINIZI FEDA ETMİŞ OLURSUNUZ”

Alogan, ilk olarak “Savaş ve Siyaset” başlıklı (02.09.2017) yazısında tarihten örneklerle savaş ve stratejilere değindi.

Çin-Japon savaşı (1937-45) sırasında Mao Zedung’un Kuomintang’la ittifak kurmasını da hatırlatan Alogan, “Büyük bir siyasi hamledir, fakat siyasetin temelini sayısı bir milyona yaklaşan Kızıl Ordu’nun askeri gücü oluşturmaktadır” diyerek ittifaklarda gücün önemini vurguladı.

“Halkın bir kesimini belirli bir program etrafında birleştirerek kitleselleşmeyi, ittifaklar kurmayı gerektiren sivil siyasette, ‘bir şey değişir her şey değişir’ kuralı işlemez” diyen Alogan, yazısını şöyle sürdürüyor:

“Mesela halkın karşısına çıkıp siyasi iktidarın inisiyatif alanı içinde olan bir şeyin değişeceğini ve bu değişiklikle birlikte her şeyin değişeceğini; gelir seviyesinin artacağını, insanların daha mutlu ve güvende olacağını söyleyebilir, o şeyin değişmesi için siyasi iktidara herkesin yardımcı olmasını isteyebilirsiniz. Bunu bir esas/temel talep ve niyet (belirleyen) haline getirir ve diğer her şeyi ikinci planda ya da bu talebe bağlı görürseniz varlık sebebinizi halka izah etmekte zorluk çekebilirsiniz. Hatta kendi varlığınızı siyasi iktidarın bir şeyi, dolayısıyla her şeyi değiştirme girişimine feda etmiş gibi olursunuz. Siyasi iktidar bir şeyi sizin istediğiniz şekilde ama diğer her şeyi kendi istediği şekilde değiştirirse ne yapacaksınız?”

Yazısında “jeopolitik” konusuna da değinen Yavuz Alogan, eleştirisini bu noktada şöyle sürdürdü: “Siyasi partilerin halkla temas noktası ‘jeopolitik’ olamaz, siyasi partiler kendi programlarından, halkın günlük taleplerinden, korkularından, gelecek kaygılarından hareket ederler. ‘Jeopolitik’ siyasi partilerin ancak Devlet’le temas noktası olabilir; fazla ileri gidilirse, siyasi öznenin halkla, hatta kendi tabanıyla temasını zayıflatıcı bir etken haline gelir.”

“ÖNCE İÇERDE HER ŞEYİ DEĞİŞTİRMEK GEREKİR”

Yazısının son bölümünde AKP iktidarının Türkiye’yi getirdiği noktaya işaret eden Aydınlık yazarı Alogan, böylesi bir tabloda yapılacak jeopolitiğin varacağa yere ilişkin şu uyarılarda bulunuyor:

“Millî demokratik (Kemalist) devrim sürecini tamamlamadan, laik ve bilimsel eğitimi uygulamadan, özelleştirilen bütün kamu varlıklarını yeniden milletin malı haline getirmeden, bir ulus-devlet olarak değil de servet sahibi tarikat ve cemaatlere bölünmüş bir ümmet olarak yapılacak jeopolitik bir değişiklik önce feci bir diktatörlük, daha sonra tam bir felaketle sonuçlanır. Önce içerde her şeyi değiştirmek gerekir. Önce içerde her şey değişir, sonra dışarıda bir şey değişir ve her şeyi değiştirir.”

“SOL EMPERYALİZME VE GERİCİLİĞE KARŞI MÜCADELE ETMELİ”

Yavuz Alogan, Aydınlık’ta yayınlanan 16 Eylül 2017 tarihli “Devrimci mücadelenin iki düzlemi” yazısında da eleştiri ve uyarılarını sürdürdü.

Sosyalist solun emperyalizme ve gericiliğe karşı mücadele etmesi gerektiğini vurgulayan Alogan, “bu koşullarda süreklilik ve birleşmeden çok emperyalizmin saldırısı ve gericiliğin baskısı altında kesintiler ve dağılmalar görülüyor” dedi.

Sisteme bağlı iki cephenin oluştuğunu belirten ve “Bir yanda, CHP yönetimi-PKK/HDP- merkez partisi girişimi-her türlü FETÖ’cü; öte yanda, Saray-MHP-Devlet’in baskı aygıtlarının büyük bir bölümü” diyen Alogan, şöyle devam ediyor:

“Birincisini ABD denetliyor ve yönlendiriyor. Öte tarafta MHP hızla eriyor.

Devlet’in şimdilik ayakta tuttuğu Saray ise uluslararası alanda hızla Noriega ve Saddam konumuna doğru itiliyor.

Mevcut siyasi iktidar Türkiye’nin küresel müttefiklerini değiştirebilecek güce, ülkeyi bölmek isteyen güçlere karşı Devlet’in ve halkın güvenilir temsilcisi olma niteliğine sahip değil. Sahip değil, çünkü dış politikada deneysel ve pazarlıkçı; iç politikada ise ‘çözüm süreci’ gibi bedeli çok ağır olan tutarsızlıkların faili. Üstelik sınıfsal tabanı, yani yoktan var ettiği zenginler sınıfı, neoliberal iktisat politikalarını terk edip kamusal ve planlı ekonomiye geçmesine izin vermeyecektir.”

“SİZ ÜLKE ÇAPINDA MUSTAFA KEMAL YÜRÜYÜŞÜ YAPMAZSANIZ…”

Bu iki cephenin tabanında yer alan ve aynı zamanda kendisini arada sıkışmış hisseden, hem bölücülüğe/bölücülere hem de ümmetçiliğe/tarikat cemaat hâkimiyetine karşı olan çok geniş bir kitlenin olduğunu ifade eden Alogan, üçüncü bir cepheye işaret ediyor ve soruyor:

“2007’de ve 2013’te sokakları dolduran milyonlarca insan buharlaşmadı herhalde. O kitlenin içinde CHP üyesi, merkez sağcı, sosyalist, MHP’li, TGB’li, her görüşten insan vardı. Laiklik başta olmak üzere cumhuriyet değerlerinde birleşmiş bir kitleydi.

Cumhuriyet devrimlerine bağlı bu muazzam kitleyi CHP-HDP’nin işbirlikçi çizgisine ya da merkez partisi gibi oluşumlara kanalize ederek sisteme geri dönüştürmeye çalışan güçlere karşı üçüncü bir siyasi çizginin oluşması gerekir.”

İsim vermeden Vatan Partisi başta olmak üzere Cumhuriyetçi güçleri eleştiren Yavuz Alogan, “Siz ülke çapında Mustafa Kemal Yürüyüşü yapmazsanız birileri HDP’yle kol kola ‘adalet’ yürüyüşü yapar. Emperyalizme karşı ümmetçilerle ya da ümmetçilere karşı emperyalizmle iş tutmayan siyasi bir kurucu irade oluşmazsa ülke felakete sürüklenecektir. Bunca patlayıcı madde uzun süre bir arada kalamaz” dedi.

Kaynak: Odatv

264 Kez Görüntülendi.

Yeni Yorumlar Kapalı.

EN SON HABERLER

© 2016 Komite Medya Tüm Hakları Saklıdır .