Hoşgeldiniz  
Aliağa escort

Erdoğan’ın 15 Temmuz’un devamı dediği Büyükada toplantısı sanıkları tahliye edildi

admin | 26 Ekim 2017 | Genel, Gündem, Tüm Manşetler

Kamuoyunda Büyükada Davası olarak bilinen ve 8’i tutuklu 11 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşmasında tutuklu sanıkların tahliyesine karar verildi.

Erdoğan Büyükada toplantısını 15 Temmuz’un devamı olarak nitelemiş, başta Almanya olmak üzere AB ülkeleri ise tutuklamaları çok sert bir şekilde eleştirip Türkiye’yi tehdit etmişlerdi.

Alman Hükümeti Sözcüsü Steffen Seibert de Berlin’deki basın toplantısında 15 yıla varan hapis cezalarının “kabul edilemez” ve “tamamen anlaşılmaz” olduğunu söylemişti.

Büyükada’da 5 Temmuz 2017 tarihinde düzenlenen toplantıya ilişkin 11 sanık hakkında açılan davada, kimlik tespitleri tamamlanarak sanık savunmalarına geçildi.

İstanbul 35’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, dava konusu toplantıyı düzenlediği iddia edilen tutuklu sanık Özlem Dalkıran’ın savunması alındı.

Yazılı savunmasını okuyan sanık Dalkıran, “O gün stresle nasıl başa çıkılır, kişisel verilerimiz nasıl korumalıyız gibi konular için toplanmıştık. Ben 30 yıldır insan haklarıyla ilgili çalışmalar yapıyorum. Hakkımdaki suçlamaları reddediyorum. Bu suç, hayattaki varoluş amacıma taban tabana zıt. Toplantının duyuru olmaksızın yapıldığı iddia edilmiş. Bu toplantı gizli ya da kapalı değildi. İlk etapta davet yoktu, sonra 2-3 arkadaşı davet ettik” dedi.

“Otelde gizli toplantı yapılamaz”

Bir otelde gizlice toplanılamayacağını, çünkü her otelin misafir listesini emniyetle paylaştığını kaydeden sanık Dalkıran, “Toplantı yapılan yer, otelin en işlek yeri, havuzun hemen yanı, kapısı sürekli açık, prefabrik ve camlı bir yerdi. Bu olaydan dolayı dava açmak, sivil toplum kuruluşlarının bundan sonraki çalışmalarını kısıtlar. Bizim çalışmalarımızdan hoşlanmayanlar sık sık siber saldırı düzenliyor, sahte hesaplarla telefonlarımızı ele geçiriyorlardı. Herkesin özel hayatını ve kişisel verilerini koruma hakkı vardır. Bizler içinde olduğumuz oluşumdan dolayı sürekli mağdurları dinleriz. Her mağdurla konuştuğumuzda etkileniyoruz. Bu toplantı bu yüzden yapılmıştı. Bedriye İştar Tarhanlı ile bir görüşme yaptım iddianameye konulmuş. O benim 1990’lı yıllardan beri tanıdığım, saygın bir akademisyen olarak bilinen bir şahıstır. Tutuklanmıştı, tahliye olunca aradım geçmiş olsun dileklerimi ilettim” diye konuştu.

Sanık Dalkıran, iddianamede yer alan watsap ve mail yazışmalarına da değinerek, “Mesajlarda, ‘Otele gelene dek telefonu açmayın yazmışım. Bu, mobil bağımlılıktan kurtulmak içindi. Otele gelince telefonu açın demem nasıl bir teknik takipten kaçma yöntemidir. Zaten polisler otele geldiğinde hepimizin telefonu açıktı” ifadelerini kullandı.

Peter Frank Steudtner: Hiç Pakistan’a gitmedim

Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Peter Frank Steudtner, kendisinin Özlem Dalkıran’a 5 bin avro göndermesiyle ilgili “Özlem Dalkıran’ın hesabına 5 bin avroyu ödedim. Otelin rezarvasyonunun bir kısmını ödemek için paraya ihtiyaç vardı. Ben de çok parayla seyahat etmek istemiyorum. Bu nedenle parayı yolladım” ifadelerini kullandı.

Polislerin kendisini gözaltına aldıktan sonra karakola götürdüklerini söyleyen Steudtner, “Gece saati polis karakolunda bana yasal bilgi verilmedi. Susma hakkım olduğunu gece yarısına kadar bana kimse söylemedi. Söylenene kadar zaten ifadem alındı, resmi olmayan bir biçimde. Farklı terör organizasyonu üyesi olmakla suçladılar. Yani Türkiye’deki planımın çok farklı olması gerektiğini ve ajan olduğumu söylediler.” şeklinde savunma yaptı.

Terör örgütlerini desteklemenin ciddi bir suç olduğunu, PKK ve FETÖ terör örgütlerinin isimlerini televizyondan öğrendiğini savunan Steudtner, diğer terör örgütlerinin ismini hapishaneye girmeden önce duymadığını iddia etti.

İddianamede kendisinin Pakistan’a gittiğinin belirtildiğini, toplantıda Suriyeve ByLock hakkında konuşulduğu bilgilerinin olduğunu kaydeden Steudtner, “Hiç Pakistan’a gitmedim. Suriye hakkında konuştuğumuz, ByLock hakkında konuştuğumuz söylendi ben böyle bir şey konuşmadım. İlk defa tercümanlardan duydum ByLock’u. Polisten bilgi saklama konusunun üstünde çok duruluyor. Bizim yaklaşımımız farklı, biz veri ve iletişimi korumaya çalışıyoruz, bilgi saklamıyoruz.” dedi.

Gizli tanığın toplantı salonunda duruşmada duyduklarını anlattığı iddiasına ise Steudtner, “Gizli tanık tuvaletle eğitim salonu arasında toplantı salonunda konuşulanları duyduğunu ifade etmiş. Bu kişi bu 5 dk içerisinde her şeyi duymuş ve bunları benimle bağlantılamış. Tuvalette eğitim salonundaki her şeyi bana ilişkilendirmesi gerçekçi değil.” şeklinde yanıt verdi.

İdil Eser: Suç olarak karşımıza çıkıyor, anlamış değilim

Tutuklu sanık Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü İdil Eser de iddianamede yazılan suçlamaları reddettiğini, trajik ve ironik bir şekilde 4 aydır tutuklu olduğunu söyledi.

İddianamede suçlamaya söz konusu açıklamaların daha önce yetkili kişiler tarafından okunan açıklamalar olduğunu öne süren Eser, savunmasında şunları kaydetti:

“Nasıl olur da bunlar suç olarak karşımıza çıkıyor, anlamış değilim. ByLock kullandığı iddia edilen Taner Kılıç ile 76 kere görüşmüşüm. Kendisine direktör olarak hesap vermek zorunda olan kişiyim. Haftada bir görüşme yapmam gereken kişilerden birisidir. Şahsi kanaatim kendisi ByLock kullanıcısı değildir, terör örgütleriyle alakası yoktur. Diyelim ki var, benim onda ByLock olduğunu bilmem mümkün değildir. ByLock kullanan Ramazan diye biri var, 16 kere konuşmuşum, o da ev ararken konuştuğun emlakkomisyoncusuymuş”

Pişman olacak bir şey yapmadığını, bu nedenle etkin pişmanlıktan yaralanmak istemediğini söyleyen sanık Eser, suçlamaları reddetti.

Duruşmaya Sincan Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlanan tutuklu sanık İlknur Üstün de hakkındaki suçlamaları reddederek, tahliyesini istedi.

Ali Ghravi: Derhal ve şartsız tahliye talep ediyorum

Tutuklu sanıklardan Ali Ghravi de üç gün öncesine kadar neyle suçlandığını dahi bilmediğini belirterek “PKK’yı haberlerde duydum. Diğer örgütlerin isimlerini bile duymadım” dedi. Bağımsız danışmanlık yaptığını ve öncelikli olarak işkence mağdurları ve mültecilere danışmanlık yaptığını söyleyen Ghravi, iddianamede aleyhine delil olarak sunulan dil haritasının Ortadoğu’nun dil haritası olduğunu belirtti. Sanık Ghravi, “115 günden beri tüm insan haklarım ihlal eden bir durumla karşı karşıyayım. Sağlığım ve akıl sağlığım için endişe ediyorum. Benim işledigim bir suç yok. Derhal ve şartsız tahliyemi talep ediyorum” dedi.

Veli Acu: Eşimin doğumunda yanımda olmak istiyorum

Duruşmada son savunmayı Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programında Proje Uzmanı sanık Veli Acu yaptı. Sanık Acu, “Eşim dokuz aylık hamile. Riskli bir gebelik geçiriyor. Doğumda yanında olmak istiyorum. Hiçbir suç işlemedim. Hiçbir terör örgütüne üye olmadım. Beraatimi istiyorum” dedi.

Savcı tahliye istedi

İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşmada tutuklu 8 sanığın savunması alındı, tutuksuz sanıkların savunmasının da bir sonraki celse alınacağı belirtildi.

Savunmaların ardından söz alan sanık avukatları da müvekkillerinin tahliyesine karar verilmesini talep etti.

Bu taleplere ilişkin görüşü sorulan duruşma savcısı, tutuklu sanıklar Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü İdil Eser, Ali Ghravi, Günal Kurşun, İlknur Üstün, Nalan Erkem, Özlem Dalkıran ve Peter Frank Steudtner’in adli kontrolle tahliye edilmesine karar verilmesini istedi. Savcı, tutuklu sanıklardan Veli Acu’nun ise delil durumuna göre bu halinin devamına hükmedilmesini talep etti.

Duruşmaya, karar verilmek üzere ara verildi.

Kararını açıklayan mahkeme heyeti tutuklu sanıkların tahliyesine karar verdi

186 Kez Görüntülendi.

Yeni Yorumlar Kapalı.

EN SON HABERLER

© 2016 Komite Medya Tüm Hakları Saklıdır .