pendik escort rus porno
Hoşgeldiniz  
istanbul escort istanbul escort ataşehir escort istanbul escort antalya escort ataşehir escort kartal escort ümraniye escort ataşehir escort ümraniye escort kadiköy escort escort izmir izmir escort bayan izmir escort

Köksal Şengün: 15 Temmuz’dan sonra partilileri hakim ve savcı yaptılar

admin | 20 Aralık 2017 | Genel, Gündem, Tüm Manşetler

Ergenekon Davası’nın ilk hâkimi Köksal Şengün: Bir partinin il genel meclisi üyesini, bir partinin başkan yardımcısını, belediye başkan vekilini aldılar hakim ve savcı yaptılar

Ergenekon Davası’nın ilk hâkimi Köksal Şengün, yargıda yapılan hâkim ve savcı atamalarıyla ilgili “Bir yığın kişiyi çıkarıp yeni hâkim ve savcılar aldılar. Bunların çoğunu avukatlıktan gelme diye aldılar” dedi.

Ergenekon Davası’nın ilk hâkimi Köksal Şengün, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından kamuda yaşanan ihraç sürecinin sonrasında yargıda yapılan hâkim ve savcı atamalarına ilişkin olarak “Bir yığın kişiyi çıkarıp yeni hâkim ve savcılar aldılar. Bunların çoğunu avukatlıktan gelme diye aldılar. Kimi aldılar? Bir partinin il genel meclisi üyesini, bir partinin başkan yardımcısını, belediye başkan vekilini. Bunlar hep avukat tabii, avukat olmazsa olmaz. Ve bunların hepsinin kökeninde siyaset var. Siyaseti bıraktılar, hâkim ve savcı oldular” dedi.

T24’ten İnan Ketencilerin haberine göre, Ergenekon soruşturması, 12 Temmuz 2007’de Ümraniye’de bir gecekonduda 27 el bombasının bulunduğunun ihbar edilmesinin ardından başladı. 2008’de Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, “Davanın avukatıyım” diyen dönemin ana muhalefet lideri Deniz Baykal ile tartışırken “Ben bu davanın savcısıyım” sözleriyle desteklediği hukuki süreç, 17-25 Aralık operasyonlarının ardından bu sefer hükümet kanadı tarafından “milli orduya kumpas” söylemiyle tam tersine çevrildi.

“PARTİLİLER HAKİM VE SAVCI OLDU”

– Partililerin alındığı dönem hangisi, 15 Temmuz sonrası mı?

Evet, o dönem çok boşalma olmuştu. Aldıkları kişilerin birçoğu öyle. Hem de alınan kişiler çok tehlikeli yerlere, ana yerlere getirdiler. Sulh ceza hâkimi yaptılar. Çoğu sulh ceza hâkimi oldu. Çoğu ağır cezalarda çalıştırıldı. İstanbul’da 23, 24, 25 ve 26. Ağır Ceza mahkemeleri siyasi davalarla görevli. Çoğu oralara atandı maalesef.

– Diğer yandan 15 Temmuz öncesinde de yargıda cemaat yapılanması yok muydu?

Vardı tabii, olmaz mı? Yargıtay’a bir anda 140-160 kişi aldılar. 15 Temmuz öncesinde de onlar vardı.

“GAZETECİLERE MECBUREN CEZA VERECEKLER”

– Cumhuriyet gazetesinden Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Ahmet Şık, yazarlar Ahmet Altan, Mehmet Altan, Şahin Alpay, Nazlı Ilıcak gibi birçok isim bir yılı aşkın süredir tutuklular. Bu kadar uzun tutukluluk süreleri göz önüne alınınca bu yargılamalardan beraat beklenebilir mi?

Başka bir şey bulacaksınız ona. Adamı 1 yıl yatırdıktan sonra ne diyeceksin? “Hadi çık!” dediğinizde bir sebebiniz olacak. İster istemez ceza verecekler. İstemese de ceza vermek durumunda kalacaklar.

– Peki ortada suç yoksa?

Bunu anlamak çok zor. Tahlilini yapmak, ayrıştırmak zor.

“KAÇMA ŞÜPHESİ OLANLARIN HEPSİNİ KAÇIRDIN”

– Bugün kürsüde olsaydınız, Cumhuriyet ya da Altan kardeşler veya tutuklu milletvekillerinin davalarında delilleri karartma ya da kaçma şüphesi olduğunu düşünür müydünüz? Sizce mahkeme heyetleri neden tutuksuz yargılama kararları vermiyor?

Niye kaçacağını düşüneceğim? Ergenekon’da bir subay Yeni Zelanda’dan kalkıp geldi. Kaçma şüphesiyle tutuklandı. Böyle bir sistem olur mu? Olmaz bu. Kaçma şüphesi olanların hepsini kaçırdın.

– Tutuklu yargılama konusunda usul hukukunun esasları nedir? Hakimler ve mahkemeler CMK uyarınca hangi koşullarda tutuklama ve tutuklu yargılama yapmalıdır?

Tutukluluk esas değil. Yargılama tutuksuz yapılır. Esası odur. Kendilerine göre kaçma göçme sebepleri üretiyorlar. Gerçeği de var tabii, kaçacak biri olur. Yabancıdır, yurt dışına çıkar. Ama onları da engelleyecek kıstaslarınız var. Yurt dışına çıkış yasağı koyarsınız. Bir adam öldürme fiilinde bile “tutuklanabilir” diyor sana yasa. Siyasi dava bunlar. Bu adamları niçin tutuklu yargılıyorsunuz? Yargılamasını yap tabii. Eğer bir suç isnat ediyorsanız yargılamasını yapın ama illa cezaevinde yatırmanın anlamı yok. Bir nevi gözdağından başka bir şey değil. Başka türlü izah edemiyorum. Onun için kimse konuşmuyor.

😯 – 90 hukuk fakültesi var. Hepsinin dekanı var, profesörü var, doçenti var. Hukuk hocası. Hani bir tane var mı, görüyor musunuz? Televizyonlar birkaç kişinin eline kaldı. Hangi televizyonu açsan aynı kişileri görürsün. Bu mudur hukuk, bu kadar mıdır hukuk? Çıksınlar, konuşsunlar. Yok. Herkes kendinden korkuyor. Çıkıp ters bir şey söylediği ana hukuk fakültesine almazlar. Alıyorlar görevden. Bu sistem bir yere gitmez, bir yere varmaz. Kimseye de bir şey kazandırmaz. Siyasiler böyle yapıyorlar ama cezalarını da kendileri görecekler.

– Ama iktidar öyle düşünmüyor gibi, bir şekilde sürdürüyorlar.

Onlar da korkudan yapıyor. Ne yaptıkları belli değil. Bunlarla bir yere varamazlar. Kendileri de biliyor bunu.

– Peki nereye varır? Sonuçta ortada da fiili bir durum var.

Maalesef var. Kendilerini korumak için çareler arıyorlar. Hâlâ arıyorlar, bulamıyorlar. Yok. Yalandan, eksikten, yanlıştan bina kurarsanız çökmeye mahkûmdur. Her gün bir tarafına bir yama yaparsanız bir taraf sökülür, bir yama daha. Nereye kadar gider? Bu sistem sonunda çöker. Vatandaş bunu anlamalı. Bu toplumun bu kadar mı muhasebesi yok? Anlamıyorum bunu.

“AHMET ŞIK’A FETÖ’CÜ DERSENİZ GÜLERLER”

– Cumhuriyet gazetesi geçmiş 30 yıl boyunca Gülen cemaatine karşı yayınlarıyla da biliniyor. Ahmet Şık’ın cemaat yapılanması hakkındaki kitapları malum. Cumhuriyet gazetesi ve Ahmet Şık ile ‘FETÖ’ arasında bağlantı kurulması hakkında bir hukukçu gözüyle görüşünüz ne?

Olmaz. Gülünç bir şey. Adamların FETÖ’ye karşı tavırları ortadayken, neler yaptıkları ortadayken siz gelip de Ahmet Şık’a bu şekilde bir yakıştırma yaparsanız olmaz. Gülerler size. Ama maalesef nasıl bir toplumda yaşıyoruz bilmiyorum. Bunu izah edemiyoruz bir türlü. Toplum bunu anlamak zorunda. Ama bugün ama yarın mutlaka anlayacak. Yapılanların yanlış olduğunu, ters tarafa gittiğini, kötüye gittiğini anlayacak bu toplum. Niye diyor adam “Üniversiteyi okuyan istemiyorum” diye. (Sebahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Arı, 20 Mart 2016’da okuma oranı arttıkça kendisine afakanlar bastığını söylemiş ve cahil, okumamış halka daha çok güvendiğini belirtmişti. Arı, ülkeyi ayakta tutacak olanların okumamış cahil halk olduğunu söylemişti – T24) “En makbul adam okumayan adamdır” diyor. Bu adam üniversitede hoca. Bunlar olur mu? Biliyor ki okumuş kesimden oy alamıyor. Almadığını biliyor, çok güzel anketler yapıyorlar. O işte ustalar. Öyle yaparsan insanları toprağa mahkûm edersin.

263 Kez Görüntülendi.

Yeni Yorumlar Kapalı.

EN SON HABERLER

© 2016 Komite Medya Tüm Hakları Saklıdır .
istanbul escort istanbul escort gaziantep escort kızlar escort gaziantep kadıköy escort escort kadıköy ümraniye escort kartal escort ataşehir escort anadolu yakası escort