Hoşgeldiniz  
Aliağa escort

Sağlık Bakanlığı, inanç ve ritüellerini diğer dinlerden almış işte bu tarikata teslim

admin | 03 Eylül 2017 | Genel, Gündem, Tüm Manşetler

Sosyal medya günlerdir Menzil Tarikatı şeyhinin torununun altın yaldızlarla donatılmış tahta otururken çekilmiş fotoğrafını konuşuyor…

Sosyal medya günlerdir Menzil Tarikatı şeyhinin torununun altın yaldızlarla donatılmış tahta otururken çekilmiş fotoğrafını konuşuyor.

Görüntülerin ardından tartışma konusu olan tarikatın bu kez içinden bilgiler paylaşıldı. Tarikatın eski bir müridi olduğunu söyleyen, Emirhan Süzük, Menzil vb. cemaatlerin ritüelleri hakkında açıklamalar yaptı.

Ne yazık ki Sağlık Bakanlığı, inanç ve ritüellerini diğer dinlerden almış Menzil Tarikatı’na teslim edilmiş durumda.

Kendi blog adresinde bir yazı kaleme alan Emirhan Süzük, açılan şeyh sarığından çıkan ipe tutunan müridlerin anlamını, fenafillah ile Nirvana kavramlarını ve cemaatlerin ritüelleri ile budizmin ritüelleri arasındaki benzerliklere dikkat çekiyor.

İşte o yazı:

Menzil, İsmailağa, Süleymancılar ve diğer Şirk Baronları (?)

Uzun bir süre sonra tekrar merhaba!

Üşengeçliğimden dolayı şu yazıyı bir türlü geçiremedim şuraya ama emin olun beklediğinize fazlasıyla değecek.

Bir kere başlığı görüp istemsizce okuyacaklar uzak dursun bu bir, ikincisi ise lütfen ilk önce Kuran’dan bu dediklerime delil getirmeden herhangi bir tartışma konusu açmayalım. (Ki zaten bu okuyacaklarınızı destekleyecek hadis bile bulamayacaksınız)

Başlıkta saydığım cemaatler silsilelerini en başta hep Hz. Ebubekir’e dayandırırlar. Fakat Allah izin verse ve Hz. Ebubekir yeryüzüne inse vereceği tepki muhtemelen ‘Siz ne yapıyorsunuz, bu yaptıklarınızın adı nedir? Kuran’da bunlar nerede var? Biz Allah’ın resulünden böyle bir şey görmedik’ şeklinde olurdu.

Aslında Süleymancıları yazıma almayacaktım fakat bir kaç gün önce onlara da yer ayırmaya karar verdim.

Girişi onlarla yapıp sıra sıra Allah Dostu-Mürşid gibi kavramları incelemeye koyulacağız inşallah. Umarım faydalı bir yazı olur.

Süleymancıları diğer tarikatlardan ayıran şeyler vardır.

Ya aslında sakal bırakmak dışında 3’ünde de ortak olsa bile bu şeyler Süleymancılarda biraz daha katıdır.

Örneğin Süleymancılarda Film-Müzik ve Kot pantolon yasaktır. Bunlar kendi tercihleridir bir şey diyemeyiz lakin ‘Müzik haramdır’ demek Allah’a büyük bir iftiradır. Allah’tan başka haram koyucu yoktur.

Bunun dışında Faiz’in yer yer helal olacağını söyler bu arkadaşlar ki zaten bu bile Kuran’ı karşılarına almaya yeterli bir sebeptir. (Bakınız: 7.12.1989 tarihli Tercüman Gazetesi Kemal Kaçar’ın yorumu)

Neredeyse bütün ehlisünnet tayfanın hem fikir olduğu sakal mevzusunu ise Süleymancılar yasaklamıştır.

Yani büyük bir sünnet olduğu iddia edilen bu davranışı Süleymancılar yasaklamış haliyle peygamberi de karşılarına almışlardır.

Ayrıca Süleyman Hilmi Turan’ın son evliya olduğunu söyleyip ona büyük bir kutsiyet (Gavs’lık) atfederler.

Mehdi beklentisi var bir de bunlarda, tıpkı Hristiyan ve Yahudilerde olduğu gibi, bir de Mustafa Kemal paşaya gereksiz bir kin beslerler. Ayrıca tesettürü de başka bir boyuta taşımışlar ve yeni bir örtünme şekli bulmuşlar.

Aman aman faiz yiyin ama saçınız asla gözükmesin kuzum olur mu? Bunların da yaptığı rabıta konusunu ise sonlara saklıyorum çünkü başlıkta (?) işareti ile yazsam da, şirkin büyüğü buradadır…

Neyse gelelim asıl konumuza…

Bize şahdamarımızdan yakın olan Allah ile aramıza bir mürşid/evliya/şeyh/gavs/kutup koymak ne kadar mantıklıdır?

Şimdi konu edindiğim 3 cemaatte Nakşibendiliğin bir koludur.

3’ünde de şeyhlerine tıpkı Hristiyanların Papa’ya yüklediği kutsaliyet gibi bir kutsaliyet vardır.

Tarikat inancına göre evliya-Allah dostu nedir inceleyelim;

Gavsül Azam ve Keşif Ehli: Yüce Allah yeri havayı ve karayı onların hizmetine vermiştir. Duaları kabul ne isterlerse verir.

1-Gizliyi bilirler 2-Masum ve Günahsızdırlar 3-Tayyi Zaman ile zamana hükmedebilirler 4-Tayyi Mekan ile istedikleri mekana geçebilirler 5-İslam orduları ile beraber savaşırlar…

Daha problem tanımda başlıyor. Gaybı Allah’tan başka kimse bilemezken, peygamber bile hatalar işlemişken, Mekandan ve Zamandan münezzeh olan sadece Allah iken bu kişilere bu özellikleri kim veriyor arkadaşım?

Keramet dediğinizi duyar gibiyim, peki nedir bu keramet var mıdır Kuran’da bir kökü?

Kuran’da ne böyle bir kelime ne de böyle bir vaat yer almaktadır. KRM kökünden türeyen bir çok fiil ve isim geçmesine rağmen (Kerim,İkram gibi) halkın anladığı dilde bir kerametten asla söz edilmez.

Peygamber dahi müşriklerin istediği hiç bir mucizeyi gösterememiştir (6:35,17:90-96,29:50) ve hiç kimseye şefaat dahi edemeyecektir bu da ayetlerle sabittir. Bunun yanı sıra (28:56) istediklerini de hidayete erdirme gibi bir şansı yoktu.

Veli-Allah dostu kavramının biraz daha oturması açısından bir kaç tane de bu tarikatların kitaplarını baz alarak içlerinden sözler yazalım,daha sonra ise tekrar Kuran’a dönelim.

-Veli isteyerek zina yapmaz,zinayı Allah yaptırtır (Kureyşi Risalesi s.336)

-Veli cinsel organını açarsa melekler kaçmaz (El İbriz s.189)

-Abdulkadir Geylani yediği tavuğu diriltmiştir (Gunyetul Talibin)

Aaa bir de Abdulkadir Geylani’nin Azrail’i dövme hikayesi var ki kesinlikle Ali Akın hocadan dinleyin.

-Kim Nakşibendi’nin Halidi kolundanım derse ona azap edilmez. (Cübbeli Ahmet Hoca (!)

-Şeyh konuşacağınızı,vücudunuzdaki ben sayınızı,yatakta kaç defa döndüğünüzü bilir. (Nusretullah Hoca)

-Mahmut Efendi Azrail’i ölümü getirdiğinde huzurundan kovmuştur (Cübbeli Ahmet Hoca (!)

Ahh ahh sanki Kuran’da Allah ‘Sağlam kalelerde bile olsanız ölüm sizi yakalar’ dememiş gibi…

Bu tarikatların ortak noktalarından biri de Mürşid’e kendini “Ölünün, ölü yıkayıcısına teslim olduğu gibi’ teslim etmektir. Peki mürşide kendini bu şekilde teslim edersen bakalım neler oluyor.

-Şeyh namaz kılma derse bu emre uyarım (Sıbgatullah Arvasi,Minah 233)

-Gavsın şeytanı müslüman olmuştur (Minah)

-Şeyhi kemale ermeden ölenin işi zordur. (Minah 45)

-Muhammed Diyauddin ölmek üzere olan çocuğu geri diriltmiştir. (Minah)

-Eğer kişi hasta olursa ‘Mürşidim benim için hastalık dilemiştir,o yüzden hasta oldum’ demelidir (Arifler Yolunun Edepleri s.87)

-Eğer iyi bir insan olduysak Gavsın sayesindedir. (F.Erol)

-Vekiller Lehvi Mahfuzu görebilirler (Ruhul Furkan c.1 s.18)

-70 bin kelimei tevhid getiren cennete gider (Ruhul Furkan c.1 s.18)

Umarım tarikatlardaki mürşid inancı yavaş yavaş kafanıza girmiştir değerli okuyucu kardeşlerim,yerim sizi.

Şimdi gelelim Kuran’a. Kuran’da Aracı ve Allah dostu nasıl anlatılır bakalım.

-Allah inananların velisidir,neden göz göre göre Allah’ın ayetlerini reddediyorsunuz? Neden hakkı batıla tercih ediyorsunuz da gerçeği gizliyorsunuz? (Ali İmran 65)

-Allah’tan başka dostlara tutunanların durumu kendisine bir yuva yapan örümcek örneği gibidir. Halbuki evlerin en çürüğü örümcek evidir. (Ankebut 41)

-Rabbinizden indirilene uyun ondan başka velilere uymayın (Araf 3)

-Size Allah’tan başka dost yoktur (Tevbe 116)

-Allah inananların dostudur (Bakara 257)

Şimdi bu kadar ayet varken ve hepsi apaçıkken hala Allah dostu kavramına inanıyorsan yazının devamını zaten okumana gerek yok diyeceğim ama devam et çünkü birazdan hatme,rabıta,vird gibi ritüellere gireceğiz ve kökenlerine bakacağız.

Şimdi bir de ‘Aracı’ kavramı vardır bu cemaatlerde peki Kuran’ın ‘Aracı’ kavramına bakışı nedir?

-Allah size şahdamarınızdan daha yakındır (Kaf 16)

Allah ile benim aramdaki mesafe burnum ile bacağım arasındaki mesafeden bile daha kısayken neyin aracısı bu arkadaş? Neyse devam edelim.

– Kesinlikle, din sadece ALLAH’a aittir. O’nun dışındakileri evliya (dostlar) olarak edinenler, ‘Onlar bizi ALLAH’a daha fazla yaklaştırsın diye biz onlara tapıyoruz.’ (derler). Ayrılığa düştükleri bu konuda onların arasında ALLAH karar verecektir. ALLAH kuşkusuz, yalancıları ve nankörleri doğru yola iletmez. (Zümre 3)

Şimdiden ‘Ya orada tapanları söylemiş,biz tapmıyoruz ki’ dediğinizi işitir gibiyim. Fakat onların din diye size anlattıklarını kabul etmek ile tapmak arasında ne fark vardır?

Durun size bir de konuyla ilgili güzel bir rivayet aktarayım;

“…Onlar Allah’ı bırakıp hahamlarını, rahiplerini ve Meryemoğlu Mesih’i Rabler edindiler.” (Tevbe: 9/31)

Nebi (s.a.v.) bu ayeti kerimeyi okudu. Bunun üzerine Adiyy b. Hatem Rasulullah’a (s.a.v.) dedi ki:

“Muhakkak onlar, onlara ibadet etmiyorlar ki.

Rasulullah (s.a.v.):

“Onlar Allah’ın helal kıldığı bir şeyi haram, haram kıldığı bir şeyi helal kıldıkları zaman onlara itaat etmiyorlar mı?” ded…i.

Adiyy b. Hatim: “Evet” deyince,

Rasulullah (s.a.v.):

“İşte böylece onlara ibadet ediyorlar.” buyurdu. (Tirmizi, Tefsir: 10; Taberi: 14/210 (61632-61634); Suyuti, Durru’l-Mensur: 3/230; Beyhaki, Sünenü’l-Kübra)

Evet şimdi bu rivayetten yola çıkarak Süleymancılar’ın yaptığı gibi veya mezhep imamlarının yaptığı gibi kendi kendilerine Allah’ın yerine helal-haram koymalarının hükmü nedir sevgili arkadaşlar? Oturun bir düşünün…

-ALLAH’ı bırakıp, kendilerine ne zarar ne de yarar veremiyenlere tapıyorlar ve ‘Bunlar, ALLAH yanında bize şefaat edecekler,’ diyorlar. De ki: ‘ALLAH’ın göklerde ve yerde bilmediği şeyleri mi O’na bildiriyorsunuz? O çok yücedir, ortak koştuklarınızdan uzaktır.’ (Yunus 18)

Eee peki bu ‘Bize şefaat edecekler yavv’ diyenleri ne yapmalı? Adam kendini kurtarabilmiş ki bir de sana şefaat edecek,koskoca peygamberin bile kızına şefaat edip edemeyeceği muammadır.

Ki bu inanç Yuhanna İncili’nde de bire bir vardır.

-Yoksa onlar Allah’ın dışında şefaatçiler mi edindiler? (Zümer 43)

– ALLAH’ın dışında çağırdıklarınız, sizin gibi kullardır. Haydi onları çağırın da size cevap versinler, sözünüzde doğru iseniz! (Araf 194)

Evet gençler aracı kavramı da Kuran’a göre kafanızda oturduysa şimdi bu tarikatların ritüellerine geçelim.

İlk önce kısa olan Vird-Tövbe-Teveccüh kavramlarına bakalım;

VİRD: kısaca tanımlamak gerekirse üzerine bir örtü alarak Allah’ı zikredip,silsilede ki şahısların ruhlarına dua yollamaktır. Lakin Allah’ı zikirde belli bir sayıya ulaştığın zaman bu zikri arttırmak için şeyhten izin alman gerekir.

Yahu arkadaşım iyi güzel bir ritüel yakalamışsın fakat şeyhten izin alıp zikir sayısını arttırmak nedir? Allah’ın koyduğu bir sınır mı vardır? Ayrıca Vird dediğimiz olayda eğer sağ elin baş parmağı yoksa başka vird şekilleri almak zorunda kalırsınız. Yani Allah’ı zikir şeklinize de müdahil olabilirler…

TEVECCÜH: Teveccüh kavramı şuan da kalksa da (onlar da ‘ulan ne yapıyoruz’ demiş muhtemelen) Nakşibendiliğin önemli ritüellerindendir. Teveccüh şeyhin, müridin ağzını açıp ağzına üflemesi ve ona feyz vermesidir. Yanlış duymadınız evet kişinin ağzına şeyh tarafından üfürülür arkadaşlar.

İslam’ın hangi döneminde, Kuran’ın hangi ayetinde böyle bir ritüel görülmüş muamma.

Benim Kuran’da bildiğim tek üfleme Allah’ın insanlara ruhundan üflemesidir.

TÖVBE: Özellikle Menzil cemaatinde çok büyük bir önem arz eden ritüeldir tövbe.

Şeyh ortaya oturur ve resimdeki gibi şeyhin sarığı açılır, sofiler ipleri tutarak Allah’tan af dilerler.

Hristiyanların ritüellerinden pek farkı yoktur bu davranışın.

Ashab-ı Kiramda ip tutma diye bir mevzu var mıydı? Ya da Kuran’da bunun ile ilgili bir ayet var mıdır? Niye kişiye kutsallık atfedilir?

Yazının devamını okumak için tıklayınız

Kaynak: Odatv

603 Kez Görüntülendi.

Yeni Yorumlar Kapalı.

EN SON HABERLER

© 2016 Komite Medya Tüm Hakları Saklıdır .